Edirne’de Neler Yapılır?

Başka bir şehiri gezmeden önce internetten araştırırım ki o şehre gittiğimizde vakit daha verimli geçsin, dolu dolu bir gezi olmuş olsun ama ne yazık ki bu internetten bulduğum ve “neler yapılır, neler içilir, neler alınır.” başlığı altında yazılmış lafların çoğu içi boştur gerçekçi değildir.

İşte gene böyle bir gezinin arifesindeyim bu sefer İstikamet Edirne ve ben gene araştırdım, buldum ve bulduklarımı sayfamda paylaşmak istedim ama asıl gerçek tecrübelerimi ise Edirne turunu gerçekleştikten sonra yazacağım.

Roma İmparatoru Hadrianus tarafından kurulan, o zamanki adıyla Hadrianapolis olan ve 1361 yılında Osmanlı padişahlarından I. Murat zamanında fethedilen Edirne, tarihte birçok medeniyete ev sahipliği yaptı.

Der-i Saadet (Mutluluk kapısı) olarak anılan Edirne, Osmanlı Devleti’ne başkentlik yaptığı günlerdeki ihtişamını bugün bile hissettirir.
Selimiye’nin eşsiz mimarisindeki huzur, İstanbul’u fetheden fatihin doğduğu saray, asırlardır vazgeçilmeyen bir yiğitlik öyküsü Kırkpınar, hasret taşıyan 3 nehir, medeniyetin abideleri köprüler, hanlar, hamamlar, saraylar, ecdadın izlerini takip edenlerin mutlaka uğraması gereken yerlerdir.

Günübirlik ziyaretler için Edirne’ye gelenler için vazgeçilmez duraklar cami, külliye ve bedestenlerdir. Her biri yürüyüş mesafesindeki bu yapılarla Edirne, açık hava müzesini andırır.

Namı, dünyanın dört bir yanında bilinen, Mimar Sinan’ın ustalık eseri Selimiye Cami, kentin ilk anıtsal yapısı Yıldırım Beyazıt Cami, temelinde mukaddes Kabe taşı barındıran Eski Cami, zigzag, karo, burma ve yivli bezemeleriyle kentin siluetine damgasını vuran Üç Şerefeli Cami, muhteşem çinileriyle Muradiye Cami, Edirne’nin ziyaret edilmesi gereken yapılarından.

1488 yılında İkinci Beyazıt Han tarafından yaptırılan 2. Bayezit Külliyesi, Osmanlı’nın sosyal devlet anlayışını benimsemesinin en güzel örneklerinden. Dönemin Avrupa ülkeleri akıl hastalarını öldürürken, Osmanlı Devleti akıl hastalarına sahip çıkmış, bu tarz külliyelerde su ve müzikle tedavi yolunu seçmiş.

Anadolu’nun birçok yerinde örnekleri bulunan tedavi merkezlerinden birisi de kent merkezine 10 dakika mesafedeki 2. Bayezit Külliyesi. Külliyede dönemin tedavi yöntemleri mankenlerle canlandırılıyor.

EDİRNE’NİN KÖPRÜLERİ

Edirne’nin türkülere konu olan köprüleri de mutlaka görülmesi gereken yapılar. Köprülerin en meşhurları kente araçla 10 dakika mesafedeki Tunca ve Meriç köprüleri.

Sultan 2. Ahmet zamanında Defterdar Ekmekçizade Ahmet Paşa tarafından 1615 yılında inşa ettirilen Tunca Köprüsü, tarihi Karaağaç Mahallesi’ne ulaşmak için aşılması gereken ilk köprü. Üzerinde balık tutan, gün batımında fotoğraf çektiren insanların arasından geçilerek ulaşılan ikinci köprü ise Meriç Nehri üzerindeki ve Sultan Abdülmecit tarafından 1847 yılında yaptırılan Meriç Köprüsü.
Meriç ve Tunca Köprüleri dışında, kentin çevresini saran nehirlerin üzerinde Gazimihal (Hamidiye) Saraçhane (Şahabettin Paşa), 2. Bayezit, Fatih (Bönce), Yıldırım, Kanuni (Saray), Yalnızgöz (Tekgöz) köprüleri de yer alıyor.

Osmanlı’nın hoşgörü kültürü de Edirne’de izlerini taşıyor. Kentte birçok kilise ve sinogog, bu hoşgörünün yansıması niteliğinde. Bulgar Sveti Georgi, Bulgar Sveti Kontstantin ve Elana kiliselerinde halen ibadet yapılabiliyor. Kentte ayrıca Kaleiçi’ndeki Büyük Sinagog ve İtalyan Katolik Kilisesi, birbirine yürüyüş mesafesi uzaklıkta.

29 sit alanının bulunduğu Edirne’de Lalapaşa Ören Yerinde Kuzey Balkanlar’dan MÖ 1200’lü yıllarda göç eden topluluklara ait mezarlar bulunuyor. Enez Antik Kenti, Edirne Arkeoloji ve Etnografya Müzesi, Türk İslam Eserleri Müzesi ve Dar-ül Kura Medresesi, Lozan Anıtı ve Müzesi, Şükrü Paşa Anıtı ve Balkan Savaşı Müzesi, Makedon Kulesi, Adalet Kasrı, Edirne’de görülmesi gereken yerlerden sadece bazıları.

KIRKPINAR GÜREŞLERİ

Kırkpınar bir kültürün yaklaşık 7 asırdır yaşatılmasının yanında Edirne’nin tanınmasında ve marka olmasında en büyük etkenler arasında sayılabilir. Dünyada, olimpiyatlardan sonra en uzun soluklu spor organizasyonu olarak nitelenen Kırkpınar Yağlı Güreşleri, güreşseverlerin yıl boyu beklediği ve renkli görüntülere sahne olan bir kültür unsuru.

Davulu, zurnası, yağcısı, cazgırı, pehlivanı, ağası, mendilcisiyle haziran ayı sonu temmuz ayı başında yapılan tarihi yağlı güreşler, kent ekonomisine bir haftalık da olsa canlılık getiriyor.

Edirne’yi günü birlik ziyarete gelenler, güreşlerin yapıldığı tarihlerin dışında gelmişlerse er meydanını görebilir, efsane pehlivanların heykelleriyle fotoğraf çektirebilirler.

Edirne’ye gelen tatilciler Edirnekari, mis meyve sabunu, Edirne peyniri, badem ezmesi, deva-i misk ve peynir helvası alabilirler.

NE ALINIR?

Edirne’de Tarihi Alipaşa kapalı çarşısının otantik ortamında alış-veriş yapabilirsiniz. Özellikle Edirne ‘ye özgü ürünlerin satıldığı Selimiye arastasında Edirne’nin meşhur Deva-i Misk tatlısını , peynir şekerini , misk sabununu; Arasta çarşısındaki sahaflardan ise her türlü kitap ihtiyacınızı ve Edirne’nin en işlek caddesi olan Saraçlar caddesinde Edirne’ye özgü bir ürün olan badem ezmesini ve El Sanatları Mağazasından Edirne’ye özgü el sanatları ürünlerinden satın alabilirsiniz.

YAPMADAN DÖNME
Edirne Müzesi,Türk İslam Eserleri Müzesi,Sağlık Müzesi,Balkan Savaşı Müzesi ve Karaağaç’ı görmeden,
Selimiye Camii,Eski Camii,Üç Şerefeli Camii,Ali Paşa Kapalı Çarşısı ve II.Bayezit Külliyesini gezmeden,
Meriç kenarında yemek yemeden ve Edirne’nin meşhur ciğer tavasını tatmadan,
Badem ezmesi,deva-i misk şekeri,mis sabunu ve beyaz peynir almadan,
Her yıl Haziran ayı son haftasında düzenlenen Kırkpınar Yağlı Güreşleri ve Kültür Etkinliklerinde Edirne’de bulunmadan…
Dönmeyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to Top