Eskişehir’de Neler yapılır?


“-İstanbul dışında nerede yaşamak istersin?” sorusu yöneltilse tartışmasız Eskişehir derim. Bu konuda ki cevabım oldukça net, memleketimde oldukça şehir gezdim, dört yıldır Bursa’da yaşıyorum ve bu izlenimlerime dayanarak İstanbul dışında yaşayacağım tek şehir Eskişehirdir.

Eskişehir’e bir organizasyon firması ile günü birlik bir gezi kapsamında gittim ve çokta avantajını gördüm diyebilirim.  Eskişehir’e hakim bir rehberin sizi dolaştırması vakti etkin kullanmak ve şehri tanımak acısından oldukça verim sağlıyor, boş vaktiniz olmuyor. Şehri kendi gözlemlerimle tanıtmadan önce mükemmel belediyeciliğin hakkını vermem gerekiyor, sıfırdan, yoktan bir şehir yaratıkları için emeği geçen herkesi tebrik etme gerekiyor. Sosyal demokratlarında mükemmel belediyecilik yaptığının bir göstergesidir. (maalesef tek göstergesidir)

Peki Eskişehir’e geldiniz ve nereler gezilir, neler yenir, olmazsa olmaz, görülmezse görülmez olan yerler nereleri onlardan bahsedeceğim. Yazıma başlamadan önce Eskişehir için bir gün yetmeyeceğini hatırlatmak isterim.

Sabahın erken saatlerinde Eskişehir’de olursanız doya doya gezmeniz için kısmende olsa yeterli bir vakittir. İlk önce Porsuk çayını etrafında bir turlama ile  adalar bölgesi denilen yeri gezerek başlayabilirsiniz ve bu ilk geziyle birlikte eminim ki kendinizi Türkiye’de değilde bir Avrupa ülkesinde hissedeceksiniz ve buna sizde ayak uydruracaksınız, şehirn düzeni, temziliği, yeşilliği sizide etkileyecek. Bu geziye Porsuk çayında gondol turunuda ekleyebilirzsiniz ( tabi porsuk size müsade ederse, su seviyesi elverişsiz olduğu zamanlar gondol türü mümkün olmuyor) gondol turunu da yaptıktan sonra küçük bir ara ve Eskişehire gidince olmazsa olmazlardan, yenmezse yenilmezlerden çiğ börek yemelisiniz, daha sonrasında devrim arabasının yapıldığı ve şimdide müze olarak kullanılan devrim arabasını görebileceğiniz Tülomsaş fabrikasını gezmelisiniz. Şelale parka çıkarak bütün şehri kuşbaşı bakabilirsiniz aynı parkta yel değirmenlerini gezebilir, şelale park inişinde odun pazarına uğrayabilirsiniz, lüle taşı zanaatkarları görüp, lüle taşlarından yapılmış hediyelik eşyalar  alabilirsiniz ve cam sanatları müzesine uğrayabilirsiniz. Daha sonra suni göl ve Türkiye’de ilk olan suni plaja girmeseniz bile bir göz atmalısınız. Korsan gemisi ve masal şatosunun bulunduğu ve yeşillikler ve bir başka suni gölün bulunduğu alanı ziyaret edip son olarakta Türkiye’de ilk olan uzay müzesini ziyaret edebilirsiniz.

Benim gezi programım bu şekildeydi ve dolu dolu bir güne yetti ama 2 gün 3 gün daha olsa tam hakkıydı diyebilirim. Eskişehir’de olupta benim atladığım yerler, mekanlar, doğal güzellikler muhakkak vardır ama benim gördüklerim bunlar.

Ayrıca şu notu da söylemeden edemeyeceğim; bu yukarıda yazdıklarım yarısından fazlası sonradan belediye tarafından yaratılmış şeyler yani hiç biri tarihi bir kalıntı değil halbuki bundan önceki gezdiğim bütün şehirlerde her zaman o şehrin tarihi yerlerine gidilir oralar gezilir (misal; Bursa, Edirne, camileri gezilir, çeşmeleri gezilir veya kaleleri gezilirdi cumhuriyet tarihine dair hiç bir anıt yapı bulunmazdı) ama işte Eskişehir’de durum öyle değil hepsi bir belediyecilik harikası, bir yönetim harikası, sıfırdan mükemmel bir şehir yaratmak bu olsa gerek.

Eskişehir’e gidilmesi şiddetle tavsiye edilir, asla pişman olmayacaksınız, şimdiden iyi yolculuklar bol eğlenceler.

Geniş fotoğraf albümü;

 

One Response

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to Top