Fare Öyküsü

Neden bu yazıyı “Siyasi” kısmına koydum, ne alaka dimi? Ama insan okuyunca daha iyi anlıyor galiba, bizi ilgilendirmeyen konulara tepkisiz kaldığımızda nasılda bu konuların bi şekilde bizi ilgilendirdiğini anlıyorsun.

 

FARE ÖYKÜSÜ

Evin minik faresi, duvardaki çatlaktan bakarken çiftçi
ve eşinin mutfakta bir paketi açtıklarını gördü.

Kendi kendine:

İçinde hangi yiyecek var acaba ?” diye
düşündü.

Bir süre sonra gördüğü paketin bir fare kapanı olduğunu
anladığında yıkılmıştı

“Evde bir fare kapanı var!, evde bir fare kapanı var!”
diye bağırarak telaşla bahçeye fırladı.

Minik fareyi telaş içinde gören tavuk, umursamaz ve
bilgiç bir tavırla başını kaldırdı ve gıdakladı:

“Zavallı farecik…Bu senin sorunun benim değil.
Bana bir zararı olamaz küçücük kapanın” dedi.

Tavuktan destek bulamayan farecik bu sefer telaşla
domuzun yanına koştu ve,

“Evde bir fare kapanı var!, evde bir fare kapanı
var!” diye adeta çırpındı.

Domuz anlayışla karşıladı ama,

“Çok üzgünüm fare kardeş ama dua etmekten başka
yapacağım bir şey yok. Dualarımda olacağından emin ol”
dedi.

Minik fare çaresizlik içinde ineğe döndü ve ,

“Evde bir fare kapanı var, evde bir fare kapanı
var!” dedi.

İnek ;

Bak fare kardeş, senin için üzgünüm ama beni
ilgilendirmiyor.” dedi.

Sonunda farecik, başı önde umutsuz şekilde eve döndü.
Çiftçinin fare tuzağı ile bir gün tek başına karşılaşmak zorunda
olduğunu
anladı.

O gece evin içinde sanki ölüm sessizliği vardı. Minik
farecik aç ve susuzdu. Tam yorgunluktan gözleri kapanacaktı ki birden
bir
ses duyuldu.Gecenin sessizliğini bölen gürültü, fare kapanınından
geliyordu.

Çiftçinin karısı, ne yakalandığını
görmek için
yatağından fırladı ve mutfağa koştu.

Karanlıkta kapana, zehirli bir yılanın kuyruğunun
kısıldığını fark edememişti.

Kuyruğu kapana kısılan yılanın canı yanıyordu ve aniden
çiftçinin karısını ısırdı.

Çiftçi, karısını apar topar doktora götürdü. Doktor,
zehiri temizledi sardı. Çiftçi karısını eve getirdi, yatırdı. Karısının
ateşi yükseldi ve bir türlü düşmüyordu. Kadıncağız ateş ve ter içinde
kıvranıp duruyordu.

Böyle durumlarda taze tavuk suyunun gerekli olduğunu
herkes bilir, çiftçi de bıçağını alıp bahçeye koştu.

Karısı taze tavuk suyu çorbasını içti, biraz kendine
geldi. Karısının hastalığını duyan komşular ziyarete geldiler.

Onlara ikram etmek için çiftçi domuzunu
kesti.

Çiftçinin karısı gittikçe kötüye gidiyordu. Yılan, belli
ki çok zehirliydi.
Birkaç gün
sonra çiftçinin karısı iyileşemedi ve öldü.

Cenazesine çok sayıda kişi gelince hepsine yeterli et
sağlamak için çiftçi ineği mezbahaya yolladı.

Fare tüm bu olanları büyük üzüntü ile duvardaki
deliğinden izledi.

Birisi, sizi ilgilendirmediğini düşündüğünüz bir tehlike
ile karşı karşıya ise tehlike bir gün hepimiz içindir unutmayalım

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to Top