İzafiyet Teorisi

Saatte 280 km hızla ilerleyen iki helikopteri düşündüğümüzde,eğer birininde içindeysek,diğerine baktığımızda sanki yerinde sayıyormuş gibidir.Ancak yerden bakan bir kişi taşıtların hızının 280 km olduğunu görür.Eğer helikopterlerden birinin hızı 300km/saate çıkarsa diğerine göre 20km/saat hızla hareket ediyor diyebiliriz.İki cismin hızları,bu şekilde izafidir

   

 Şimdi hızı epeyce arttıralım.Mesela, siz saniyede 299.980 km/sn hızla bir uçakta giderken yanınızdan bir ışık demeti gelip geçiyor.Işığının hızının 300.000 km/sn olduğunu biliyoruz.Demekki ışık yanınızda 20km/sn hızla geçecektir değil mi?
 

  

  Malesef değil!Bu kez değil!Çünkü ışık hızına çıkınca işler karışıyor.Denetler siz uçakta 298.980km/sn hızla bile giderken ışığın yanınızdan yine 300.000 km/sn hızla geçtiğini gösteriyor.Yani ışık,bildiğimiz hareket kanunlarına uymayan bambaşka ve özgün bir durum gösteriyor.

   

 Işığın daha ilginç tarafı şu: Madem ışık böyle tuhaf bir durum gösteriyor,o halde yerden bakan biri sizi 299.980 km/sn hızla giderken görürken, sizin yanınızdan size göre 300.000km/sn hızla geçen ışığın hızını da aynı esnada 599.980 km/sn olarak ölçmesi lazım değil mi?

    Değil işte!Malesef bunada hayır.Iiığın hızı bu kezde 300.000 km/sn olarak ölçülüyor.Peki neden böyle oluyor?

     Bilim adamlarının 40 yılı aşkın bir süre boyunca çözemediği bu soruyu 1905 yılında Albert Einstein yanıtladı.Einstein böyle tuhaf bir durumun açıklamasının zamanda yattığını gördü.Sabit bir hızla ilerlediğine inandığımız zamanın hızı aslında sabit değildi ve zaman cisimlerinin hızına bağlı olarak farklı bir hızla akabiliyordu.Daha somut bir ifadeyle söylersek,260.000 km/sn hızla,bir uzay taşıtında sadece 10 dk geçirip de dünyaya döndüğünüzde dünyada 20 dk geçmiş oluyor.Yüksek hızlarda hareket eden cisimler için sadece zaman yavaşlamıyor aynı zamanda uzaklıklarda daha kısa ölçülüyor.

    Bu durumda,örneğin Odyseus,tarih kitaplarından öğrendiğimiz o ünlü yolculuğunu dünya denizlerinde değilde,sanki ışık hızına yakın süratte seyreden bir uzay gemisinde yapsaydı ne olacaktı biliyormusunuz?

Uzayda 10 yıl süren bir seyahate çıkıp dünyaya geri döndüğünde,10 sene yaşlanacak belki ama dünyada  onun dönüşünü bekleyen Peneloppe bu süre zarfında 15-20 yıl yaşlanacaktı

    Einstein’in ulaştığı bu sonuç,hıza ve konuma göre uzayda farklı zaman dilimleri olduğunu ortaya koyuyordu.Zaman mutlak değildi.İzafiyet Teorisi zamanın mutlaklığı kavramını çöpe atmıştı.Cisimler ışık hızına yaklaştıkça zaman daha ağır ilerliyordu.Böylece uzunluk,genişlik,yükseliğe ek olarak  zamanda dördüncü boyut olarak matematikteki yerini aldı.Einstein’in hareket denklemi zaman geriye döndürüldüğündede geçerli olabilecekti.Zira fizik kanunlarında,zamanın geriye doğru hareket edemeyeceğini söyleyen bir kural yok.Gerçi insanlar üç boyuttai her yöne hareket edebilseler de,zamanda henüz sadece ileri doğru hareket edebiliyorlar.O yüzden zaman tünelinde geçmişe yolculuk henüz bir varsayım olmaktan öteye gidebilmiş değil.

Bir önceki yazımız olan "-Ben bu kadarım." başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

4 Responses

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to Top