Bir Start-Up Nasıl Kurulmaz ?

startup_nasil_kurulmazBir start-up şirketi kurulumunun içinde yer almış ve daha sonra çeşitli gerekçeler ile ayrılmış biri olarak bir start-up kurulumunda yaşadığım tecrübeleri başta kendim ve sonrasında diğer girişimciler için yazmak istedim.

“Bir başarıdan bir satır, bir başarısızlıktan bir kitap öğrenebilir.”  bunu bir avuntu cümlesi olarak bakmamak lazım, benim yaşadığım olay tamda böyle oldu. Yazıma başlamadan önce vereceğim örnekler tamamen benim start-up’ımda karşılaştığım örnekler olacaktır ama kişilerden, kişilerin karakterlerinden sıyrılarak, genel bir felsefede tecrübelerimi yazacağım ve ayrıca üzerinden uzun bir süre geçtiği için objektif bir yazı olacağını temin ederim.

1. Ekip

1.1 Yetersiz Ekip Elemanı (Hissedar)

O kadar önemli ki, ekip dışında oluşan şeyler süstür, teferruattır, işin cilasıdır. Ekip, Bütün binanın temelidir, bu temel o kadar sağlam olmalıdır ki, sonrasında üstüne 10 kat mı çıkarsın, 100 kat mı çıkarsın ekip üyelerine kalmış.

Peki  neden önemlidir bu ekip? Bir start-up firmasısınız ve muhtemelen paranız yok veya çok kısıtlı bir maddi kaynağınız var bu sebepten ki bütün işleri siz üstleneceksiniz, bütün işler ekibin niteliğiyle (parasız, outsource edilemeden) yapılmalıdır. Yani ekip inanılmaz yetkin olmalıdır, bir strat-up firmasında yetkinliği olmayan bir ekip üyesinin işi olmamalıdır.

Bir ekip kuracaksın, bu ekipte herkesin görevi olacak, herkes işinde yetkin kişiler olacak. Bir örnek vermem gerekirse, “Şu x kişisinide ekibe dahil edelim, eşit ortak yapalım online tarafı o halledecek, (internet sitesi, online reklam, SEO, blog) ama hiç tecrübesi yok, biz onu eğitime gönderelim.” Ne eğitimi len, sen start-upsın, sen tohumsun, sen çekirdeksin, kimi alıyorsunda eğitime gönderiyorsun. Doğrusu şu, bu kişi öyle biri olmalı ki, gelmeli, oturmalı, 2 günde siteyi yapmalı, SEO ile, online pazarlama ile ilgilenmeli çatır çatır işini yapmalı. Bütün ekip üyeleri kendi işlerini bu şekilde yapmalı

1.2 Sonradan Dahil Olacak Ortak

“Future Perfect Continuous Ortak” diyorum ben buna 🙂  “-Abi biri var, eleman canavar ama işini gücünü bırakıp bize dahil olamaz (veya öyle iş çıkışı, haftasonu bize enerjisini harcayamaz) ama bunu ortak yapalım, para kazanmaya başlayınca ekibe dahil ederiz ama şimdiden bunu ortak yapalım.

Ya sen para kazanmaya başlayınca, para ile çalıştıracak, nitelikli eleman zaten bulursun, şimdiden birini ortak yapmanın manası nedir. Sen start-up’sın ilk başta tırnakları ile kazıyacak, uykusuz kalacak, haftasonunu bu işe haryacak adam lazım sana. Bu Future Perfect Continuous ortak mükemmel niteliklere sahip olsa bile start-up ta yeri yok, firmanın ruhunu bozar, enerjisini düşürür.

Kurucu ortaklar, gecelerini gündüzlerini vermeliler uykularından fedakarlık etmeliler eğer bu ortaklar profesyonel olarak başka bir şirkette de çalışıyorlarsa (Çoğu zaman böyle de oluyor) akşamlarını, gecelerini start-up’a vermeliler, hafta sonlarını heba etmeliler.

1.3 Ortaklar Arasındaki Pay Dağılımı

“Pay Dağılımı” lafının tam karşılığı “Para dağılımı” gibi anlaşılıyor, kısmen doğruda ama bunu böyle tek boyutlu düşünmemek lazım. Başka boyutları da mevcut “Pay Dağılımı” ne kadar eşit olursa, sevinçlerde o kadar eşit olur, hüzünlerde o kadar eşit olur.

Bu pay dağılımdan inorganik olmasından sakınılmalı, şayet inorganik bir yapı ile “Pay Dağılımı” gerçekleştirirseniz ne olur biliyor musunuz? Kimi pay sahiplerinin gece uykuları kaçarken kimiler mışıl mışıl uyur, kimi pay sahiplerini sevinçleri dolup taşarken, kimilerinin yüzünde sadece bir tebessüm olur. Kısacası, acıyı da, sevinci de eşit paylaşacak bir “Pay Dağılımı” yapılmalıdır, aksi taktirde diğer etkilerine maruz kalmayı göze almalısınız.

1.4 Roommate

Üniversite hayatını şehir dışında yaşayanlar bilir, en yakın arkadaşı ile eve çıkanların %85′, üç aya kalmadan hüsran ile sonuçlanıp evi kapatırlar. Bu tecrübeden yola çıkarak, sosyal ortamlarda çok iyi olduğunuz, rakı masasında mükemmel vakit geçirdiğiniz insan ile ortaklık yapmak aslında istatistiksel olarak biraz tehlike barındırıyor. Bu tamamen göreceli bir şey olduğu için kesin bir yargı ortaya koyamıyorum ama genede kulaklarda küpe olmasında fayda var.

2. Sen Start-up’sın Hızlı Ol

Sen daha çekirdeksin, sen kozasın, sen start-up’sın, konvansiyonel şirketlere göre en büyük avantajın hızın, hızlı karar alman, bir zararı görüp o zarardan 2 dakikada vazgeçmen gibi bir kabiliyetin var, bu kabiliyetini sonuna kadar kullanmalısın ki öne geçesin. Senin saatlerce toplantılar yapma gibi bir lüksün yok, en önemli özelliğin olan “hızlı karar alma ve uygulama” özelliğini de kullanmayacaksan geçmiş olsun dostum. Sen, logomuz nasıl olmalı diye 1 ay düşünemezsin, sen kartvizitlerin altında “satış departmanı” mı, “satış uzmanı” mı yazsın diye 3 gün kararsız kalamazsın (bu rakamlar gerçek rakamlarımdır 🙁

Hayati öneme sahip olmayan kararları jet hızı ile almalısın, hayati öneme sahip kararları da süper hızlı almalısın. Toplantılar yapıp, toplantı tutanakları tutup, şirketçilik, patronculuk oynamayın sakın. Jet hızı ile karar alın uygulayın, yanlış mı oldu? düzeltin, tekrar jet hızı ile karar alın tekrar uygulayın.

3. APPLE’cılık Oynamayın

Tabiki Steve Job hayranı olabilirsiniz, bütün filmlerini, kitaplarını, laflarını okumuş olabilirsiniz, kendinize rol model alabilirsiniz (Bende büyük bir hayranıyım bu arada) ama onun mükemmeliyetçilik felsefesini çekirdek olan firmanızda, çıkaracağınız ürüne uygularsanız ürününüzü piyasaya ancak 5 yılda sürersiniz.

Ürününüz belli bir olgunluğa ulaştı mı sunun piyasaya, ürününüzü piyasa geliştirsin, piyasadan gelen geri beslemeler ile ürününüzü geliştirmiş olursunuz. Hem ürününüz potansiyel müşterilerinize ulaştıkça moraliniz yerine gelir, hem para kazanmaya başlarsınız.

Gerçek bir örnek verecek olursak; google, translate özelliğini “çöp” bir vaziyette kullanıma açtı, kullanıcı deneyimleri, yıllar içinde oluşan tecrübe translate’i daha iyi bir konuma getirdi (hala mükemmel olmasa da bam başka dillerde can kurtardığı oluyor) eğer google’da mükemmeliyetçililik ile düşünseydi translate özelliğini hala piyasaya çıkarmamalıydı.

Özetle, ürünü geliştirin, piyasaya sürün, geri beslemeler alın, tekrar geliştirin, tekrar sürün.

Bu anlattıklarımın, literatürde, yalın start-up kavramında, Growth Hacking’te yeri var ama ben o kavramlara girmeden, doğrudan yaşadığım ağız ile anlatmaya çalıştım, Gerçek bir start-up hikayemi anlattım.

Bunlar benim yaşadığı kişisel tecrübelerim, kesinlikle mutlak doğrular değildir, başta kendime bir not olarak yazdım daha sonra başka insanlara da yararı olur diye de blogumda paylaşmak istedim. Bunun dışında bu start-up kurulumum da benimde yaptığım tonlarca hata var, başka bir yazımda kendi yaptığım hatalardan da acımızsızca bahsedeceğim.

Bir önceki yazımız olan DIETER RAMS başlıklı makalemizde Dieter rams hakkında, dieter rams tasarımları ve dieter rams ve apple hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to Top