İnanmışlık

Facebook’un kuruluş hikayesini anlatan filmi izledim, microsoft ve apple’inda belgesel tadında bir filmi vardı bunlarıda izledim bu firmaların hepsi dünya çapında firmalar oldu, kurucuların ortak özellikleri Harvard’lı olmalarıydı falan falan.

E peki bizim böyle yerel bir hikayemiz yok mu? Yerel internet efsanemiz ,bir siteyi evinin garajında kursun falan 🙂 🙂 evet var. www.yemeksepeti.com ‘un hikayesini yazmak istiyorum, her Türk gencine ilham olsun, gaz versin diye.

Önecelikle hikayeyi okurken hiç bir şeyin boşuna olmadığını anladım, demek istediğim adamlarda kafa varmış zaten, bu işe yönelmiş ve bu işte başarılı olmuş. Bizim kahramanımız Harvard mezunu değil ama Boğaziçi Bilgisayar mühendisliği mezunu, ilk bilgisayarı fil tarihinde okulunun labaratuvarında görmüş, sonra MBA için Amerikaya silikon vadisine gitmiş falan falan, yani benim değerlendirmem; Hiç bir şey öyle tesadüfü olmuyor, bir site yaptım tuttu, büyüdü  gibilerinden olmuyor.

NOT: böyle bir fikri ilk bana söyleselerde “saçma” derdim, “gerek yok” derdim. Gerçekten de dar bir vizyona sahip olduğumu hissettim şuan.

NOT: Bu arada ben bu siteye hiç girmedim, hiç sipariş vermedim, eksikliğini de hiç hissetmedim.

http://youtu.be/4VAZA2BK2ms

Gelelim kahramanımızın biyografisine;

Nevzat Aydın 1999′ da Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünden mezun olur. Aynı yıl, ABD’de University of San Francisco’nun MBA bölümüne e-ticaret eğitimi için gider. Orada e ticaretin doğuşunu, başarıya ulaşan ve başarısız olan projeleri görme fırsatını yakalar. Bu sırada Türkiye’ de internet üzerinden yemek siparişi verilebilecek bir platform yaratma fikri doğar kafasında. İnsanların tek bir noktadan şehirdeki tüm restoranları görebileceği bir sitenin çok faydalı olacağını düşünür. Ayrıca buna telefonda sipariş verme zorluklarını da ekleyince proje iyice kafamda oturdu.

Artık sıra çalışacak ortak bulmaya gelmiştir. Çevresine şöyle bir bakar. Fikrinin çalıcağını düşündüğü için de projeyi herkese anlatamaz sadece en yakın arkadaşlarını seçer. Onlara ortak olup olmayacaklarını sorar. Bir çoğu kabul etmez. Sonra üniversite yıllarında dalış klübünden tanıştığı sohbet etmekten zevk aldığı alt sınıftan arkadaşı Melih’i Kemer’den telefonla bulur, projesinden bahseder. Melih yaz tatilindedir. Hatta paniğe kapılması için fırsatı kaçırmak üzere olduğunu da şaka yollu ekler. Melih, Nevzat’ın tam tersine Boğaziçi Bilgisayar bölümünü ikincilikle bitirmiş, Avusturya Lisesi mezunu, çalışkan dersleri sürekli takip eden, ama sosyal etkinlikleri de kaçırmayan bir öğrencidir. Üniversite tatillerinde Almanya’da Alldos Eichler’de ve İstanbul Microsoft’ta stajlarını yapar. Mezun olduktan sonra da Citibank’a girer. Hazine bölümünde “Sistem Yönetici Yardımcısı” olarak çalışmaya başlar.

Nevzat 2000 yılı Temmuz sonu Ağustos başı gibi projesinin adını düşünmeye başlar. Internet üzerinde isim aramaya başlar. O zaman belki tüm güzel isimlerin alındığını düşünür. Projesini anlatan akılda kolay bir isim üzerine kız arkadaşıyla sözlük ellerinde çalışırlar. “Yemeksepeti.com” adını bulur ve tüm alt alan adlarını ile birlikte alır. Bu sırada Melih tatilden dönmüştür. İki genç projeyi konuşmak üzere Boğaziçi üniversitesi güney kampüsünde buluşurlar. Nevzat çok büyük bir heyecanla projeyi anlatır. Melih projeyi dinledikten sonra modele inanmıştır. Nevzat başarıya ulaşmaları için sadece bu işe odaklanmaları gerektiğini söyler. İşinden ayrılıp ayrılamayacağını sorar. Melih diğer arkadaşlarından farklı olarak işinden ayrılacağını söyler. Nevzat’ta bunun üzerine Amerika’daki Yüksek Lisans eğitimini bırakıp geri dönecektir. İşte size tam bir girişimcilik hikayesi. Filmin baş aktörleri onlara sunulan en zorlu yolu seçerler. 2000 yazında Nevzat Türkiye’de kalarak, Melih’te gelecek vaadeden işinden ayrılarak onları bekleyen zorlu yolculuğu bilmeden, hayallerinin peşine düşerler.

Girişimin ilk giriş kısmında Nevzat Yüksek Lisansı yarıda bırakmıştır, Melih Citibank’tan ayrılmış her ikisi de büyük risk almışlardır. Sadece bu yeni işe odaklanmışlardır. Bunun yanı sıra yapacakları iş modeli ile sadece belli bir noktayı hedeflemişlerdir. Yemek dağıtımı ile ilgileneceklerdir. Bunun yanında tencere, tava, mutfak malzemesi satmayacaklardır. İş modelleri yemek siparişleri üzerinedir. Böylece ikinci odaklanmalarını da gerçekleştirmişlerdir.

Siz de internet üzerinde yeni bir şirket kurmayı düşünüyor olabilirsiniz. Sakın“Internet çok hızlı zaman yok düşündüğümüz fikir ölebilir hemen fizibilite yapmadan girmeliyiz” yalanına inanmayın. Her türlü riski hesaplayın. Pazar koşullarını iyi analiz edin. Müşterilerin neden internetten satın almayı tercih edeceklerini düşünün. Yani Japonlar gibi planlayın, Akdeniz’li gibi acele karar verip hızla uygulamaya geçmeyin. Burada bahsedilen hız hep nisbidir. Tabi ki hızlı olmak zorundasınız bir internet projesini 4 yıl içinde ortaya çıkartıyorsanız zor durumda kalabilieceğiniz gibi 15 gün içinde sitenizi şıp diye açmaya çalışıyorsanız bilin ki her iki uç durumda da sizi sorunlar bekleyecektir. Yemeksepeti.com fikri çok çekici olmasına rağmen Nevzat’ın restoranlarla birbir konuşması, başladığı ilk günden beri iş planını yapması bunun iyi bir örneğidir.

NOT: Bir önceki yazımda yazdığım “Bir Şeye inanmak”, “Bir projeyi sahiplenmek” ne kadar doğru olduğunun kanıtıdır bu başarı hikayesi. Çünkü; adamlar inanmış gelecek vaad eden işlerinden ayrılmış, Amerika’daki MBA bırakmışlar, inanmışlık bu olsa gerek.

NOT: Bu başarı hikayeleri, firma kurmalar sadece internet için geçerli değil elbette, işiniz ne olursa olsun, gireceğiniz pazar ne olursa olsun bu inanmışlık olmalı.

Bir önceki yazımız olan Konsantre olmak ve benimsemek başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

6 Responses

  1. Düşünüp ilk adımı atmak işin yarısıdır. Biz her zaman diğer yarısında kalıyoruz. Ya hevesimiz sönüyor, ya merağımız kaçıyor, yada üşengeçlikten boşveriyoruz…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to Top